Vergi ve Güncel Haber Portalı

Vergi Terimleri ve Anlamları

26.10.2020
2
Vergi Terimleri ve Anlamları

Bugün ki makalemizde sizlerle birlikte vergi terimleri ve anlamları ile alakalı olarak kapsamlı bilgiler edinecek ve fikir edineceğiz. Türkiye genelinde özellikle vergi konusu ciddi manada önem arz eden bir hal aldı. İnsanlar, artık vergi kapsamları ve kanunları ile alakalı olarak çok ciddi manada araştırmacı ve farklı alternatifleri değerlendirme yoluna gidiyor demek yanlış olmaz sanıyorum.

Vergi ile alakalı kullanılan terimler ve bu terimlerin anlamlarına yönelik olarak birçok farklı seçenek değerlendirilebilir. Devlet, zaman içerisinde kanun üzerinde ciddi manada değişimler yaptı ve hal böyle olunca da sözlük lügatı da ister istemez değişti. Vergisel terimler, aslında doğru kullanıldığında birçok farklı manada olumlu seçenekleri beraberinde getiriyor demek yanlış olmaz. Şimdi sizlere birçok farklı manada bilgiler sunacak ve fikir edinme yoluna gideceğiz.

Vergi Terimleri Nedir?

Vergi terimleri, vergi yönetimi konusunda kullanılan ve mali müşavirlerin tamamen hakim olduğu çeşitli senaryoları ve durumları izah eden kelimelerdir.

Türkiye genelinde özellikle birkaç senelik dilim içerisinde terimler bazında baktığımız zaman çok yönlü alternatifler söz konusudur. Terimler, özellikle sigortacıların devletin genel yükümlülüklerinin uygulanması noktasında üzerinde titizlik ile durdukları unsurlardan birisi olarak da dikkatleri çekiyor. Şimdi sizlere elimizden geldiğince kapsamlı seçenekleri sunma yoluna gideceğiz. Hemen başlayalım.

Vergi Terimleri ve Anlamları Nelerdir?

Aşağıda sizlere vergi ile alakalı olarak resmiyette kullanılan tüm terimler ve kısa anlamları ile alakalı olarak bilgiler sunacağız. Daha fazla merak ettikleriniz ile alakalı olarak sitemiz yorum alanlarından bizlere sorabilir ve fikir edinebilirsiniz.

A

Adat: Faiz formülündeki anapara miktarı ile gün sayısının çarpımından elde edilen rakamdır.

Ahkam: Hüküm, hükümler, kanunlar.

Aidiyet: Bağlılık, bir yere ait olma.

Akar: Para getiren mülk, ev, işyeri vb.

Akim: Bitirilemeyen, sonuçsuz.

Aleyh: Aleyhinde, onun hakkında, onun üzerine.

Amade: Hazırlanmış, hazır durumda, hazır.

Amme: Kamu, devlet. Herkese ait olan, genel olan.

Amme Borçlusu: Amme alacağını ödemek mecburiyetinde olan hakikî ve hükmi şahıslar ve bunların kanuni temsilci veya mirasçıları ve vergi mükellefleri, vergi sorumlusu, kefil ve yabancı şahıs ve kurumlar temsilcileridir.

Amortisman: İşletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunan gayrimenkullerle VUK 269’uncu madde gereğince gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin, alet, edevat, mefruşat, demirbaş ve sinema filmlerinin birinci kısımdaki esaslara göre tespit edilen değerinin Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre yok edilmesidir.

Arama: İhbar veya yapılan incelemeler dolayısıyla, bir mükellefin vergi kaçırdığına delalet eden emareler bulunursa, bu mükellef veya kaçakçılıkla ilgisi görülen diğer şahıslar nezdinde ve bunların üzerinde arama yapılabilir. Arama neticesinde alınan defter ve vesikalar üzerindeki incelemeler en geç üç ay içinde bitirilerek sahibine bir tutanakla geri verilir.

Arızi: Geçici, devamlı olmayan.

Arızi Kazanç: Devamlı bir faaliyet çerçevesi içinde olmayan muamelelerden doğan kazançlardır.

Ariyet: Bir malın geri alınmak üzere, karşılıksız olarak bir başkasının kullanımına bırakılmasıdır.

Asgari: En az, en küçük, daha küçük.

Atfen: Birisinin adına, birisine yükleyerek.

Atıl: Boş, boşta, işlemez durumda.

Atura: Satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır.

Aza: Üye, bir kuruluşa dahil olan, ait olan kimse.

Azami: En fazla, en çok, en son kapasite.

 

B

Bakiye: Artık, artan, kalan, geri kalan şey.

Banka ve sigorta muameleleri vergisi (BSMV): Banka ve sigorta şirketlerinin Finansal Kiralama Kanununa göre yaptıkları işlemler hariç olmak üzere, her ne şekilde olursa olsun yapmış oldukları bütün muameleler dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar üzerinden hesapladıkları vergidir.

Bedel: Bir şeyin karşılığı, bir şeyin yerine verilen ve verildiği şeyin yerini tutan.

Beyan: Mükellef ya da vergi sorumlusunun vergi kanunlarına göre hesaplayıp tespit ettiği vergi matrahını, bağlı bulunduğu vergi dairesine bir beyanname ile bildirmesidir.

Beyan: İzah, açıklama, anlatma, açık söyleme, bildirme.

Bilanço: Envanterde gösterilen kıymetlerin tasnifli ve karşılıklı olarak değerleri itibariyle tertiplenmiş hulasasıdır. Aktif ve pasif olmak üzere iki tabloyu ihtiva eder.

Bilinen adres: Mükellef tarafından işe başlamada bildirilen adresler, adres değişikliğinde bildirilen adresler, işi bırakmada bildirilen adresler, vergi beyannamelerinde bildirilen adresler, yoklama fişinde tespit edilen adresler, vergi mahkemesinde dava açma dilekçelerinde ve cevaplarında gösterilen adresler, yetkili memurlar tarafından bir tutanakla tespit edilen adresler, bina ve arazi vergilerinde komisyonlarca tahrir varakalarında tespit edilen adresler VUK’a göre bilinen adreslerdir.

Bina: Yapıldığı madde ne olursa olsun, gerek karada gerek su üzerindeki sabit inşaatın hepsi bina sayılır. Yüzer havuzlar, sair yüzer yapılar, çadırlar ve nakil vasıtalarına takılıp çekilebilen seyyar evler ve benzerleri bina sayılmaz.

Bitim işleri defteri: Birinci ve ikinci sınıf tüccarlardan boyama, basma, yazma, kasarlama, apre, cilalama gibi ücretle yapılan bitim işleriyle uğraşanların, imalat defteri yerine, tuttukları defterdir. Bu deftere müşterilerden alınan ve işlendikten sonra geri verilen emtianın cinsi ve miktarı tarih sırasıyla yazılır.

Borsa Rayici: Menkul kıymetler ile kambiyo ve ticaret borsalarına kayıtlı olan iktisadi kıymetlerin değerlemeden evvelki son muamele gününde borsadaki muamelelerinin ortalama değeridir.

Butlan: Geçersiz olmak, hükümsüzlük.

 

C

Caiz: Geçerli, olası, mümkün.

Cari: Mevcut, geçerli olan.

Cebren: Zorla, güç kullanarak.

Cebri: Zorlayıcı, isteği dışında yaptırılan.

Ceza ihbarnamesi: Mükellef veya vergi sorumlusuna tebliğ edilen ve kesilen vergi cezaları, olayın izahı ve ilgililerin adı, soyadı, unvanlarını içeren bir belgedir.

Ceza kesme yetkisi: Vergi cezaları olayların ilgili bulunduğu vergi bakımından mükellefin bağlı olduğu vergi dairesi tarafından kesilir. Damga Resmine ve pul ile alınan diğer vergilere müteallik olaylarda vergi cezasını kesecek vergi dairelerini Maliye Bakanlığı belli eder.

Coberlik: Kendi nam ve hesabına, borsaya kayıtlı olan hisse senedi ve tahvil alım satımı yapmak.

Cüz: Bütünün parçası, bölüm.

 

D

Damga vergisinde sorumluluk: Damga Vergisi ve Damga Resmi uygulamalarında gerek nispi, gerek maktu vergi ve resimlerle ilgili cezadan sorumlu olanlar birden fazla olduğu takdirde, yekdiğerine müracaat hakları mahfuz kalmak üzere, müteselsilen sorumlu tutulurlar.

Dar Mükellef Gerçek Kişi: Türkiye’de yerleşmiş sayılmayan gerçek kişilerdir. Sadece Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve iratlar üzerinden vergilendirilirler.

Dar Mükellef Kurum: Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinde sayılı kurumlardan (sermaye şirketleri, kooperatifler gibi) kanuni ve iş merkezlerinin her ikisi de Türkiye’de bulunmayan kurumlardır. Sadece Türkiye’de elde ettikleri kazançları üzerinden vergilendirilirler.

Defaten:Tek seferde, bir defada, birden.

Defter ve vesikaları muhafaza: Kanuna göre defter tutmak mecburiyetinde olanlar, tuttukları defterler ile yazılı vesikaları, ilgili bulundukları yılı takip eden takvim yılından başlayarak beş yıl süre ile muhafaza etmeye mecburdurlar.

Defterikebir: Yevmiye defterine geçirilmiş olan işlemleri buradan alarak usulüne göre hesaplara dağıtan ve tasnifli olarak bu hesaplarda toplayan defterdir. Vergi Usul Kanunu uyarınca tutulması zorunlu defterlerden biridir.

Değerleme: Vergi matrahlarının hesaplanmasıyla ilgili iktisadi kıymetlerin takdir ve tespitidir. Değersiz Alacak Kazaî bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya göre tahsiline artık imkân kalmayan alacaklardır.

Delalet: Kılavuzluk, işaret, aracılık.

Dermeyan: Görünürde, ortada olan.

Dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmeler: Dernek veya vakıflara ait veya bağlı olup faaliyetleri devamlı bulunan ve sermaye şirketleri ile kooperatifler dışında kalan ticarî, sınaî ve ziraî işletmeler ile benzer nitelikteki yabancı işletmeler, dernek veya vakıfların iktisadî işletmeleridir.

Derpiş: Göz önünde bulundurulan, öngörülen.

Deruhde: Üzerine alma, üstlenme.

Diplomat muaflığı: Yabancı devletlerin Türkiye’de bulunan elçi, maslahatgüzar ve konsolosları (Fahri konsoloslar hariç) ile elçilik ve konsolosluklara mensup olan ve o memleketin uyrukluğunda bulunan memurları, Türkiye’de resmi bir göreve memur edilenler bu sıfatlarından dolayı ve karşılıklı olmak şartıyla gelir vergisinden muaftırlar. Bu muaflığın menkul sermaye iradı üzerinden tevkif suretiyle alınan vergiye şümulü yoktur.

Diplomatik istisna (ÖTVK) : Bu Kanuna ekli (I), (II) ve (III) sayılı listelerde yer alan malların, karşılıklı olmak kaydıyla yabancı devletlerin Türkiye’deki diplomatik temsilcilikleri, konsoloslukları ve uluslararası anlaşmalarla vergi muafiyeti tanınan uluslararası kuruluşlar ve bunların diplomatik haklara sahip mensupları tarafından kendi ihtiyaçları için ilk iktisabı, ithali veya bunlara teslimi vergiden müstesnadır.

Diplomatik istisnalar (KDVK): Karşılıklı olmak kaydıyla, yabancı devletlerin Türkiye’deki diplomatik temsilciliklerine, konsolosluklarına ve bunların diplomatik haklara sahip mensuplarına yapılan teslim ve hizmetler, uluslararası anlaşmalar gereğince vergi muafiyeti tanınan uluslararası kuruluşlara ve bunların mensuplarına yapılan teslim ve hizmetler vergiden müstesnadır.

 

E

Ehliyet: Yeterlik. Bir işin ustası olduğuna dair evrak, belge.

Ehven: Uygun, ucuz, daha iyi olan.

Elektronik ortamda tebliğ: VUK hükümlerine göre tebliğ yapılacak kimselere, tebliğe elverişli elektronik bir adres vasıtasıyla elektronik ortamda tebliğ yapılabilir. Maliye Bakanlığı, elektronik ortamda yapılacak tebliğle ilgili her türlü teknik altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya, tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirmeye ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.

Emare: Gösterge, belirti, iz.

Emisyon Primi: Anonim şirketlerin, kuruluşlarında veya sermayelerini artırdıkları sırada çıkardıkları payların, itibari değerin üzerinde bir bedelle elden çıkarılması halinde oluşan kazançtır. KVK %/1-ç maddesi uyarınca bu kazançlar kurumlar vergisinden istisnadır.

Emsal Bedel: Gerçek bedeli olmayan ya da bilinmeyen veya doğru olarak tespit edilemeyen bir malın, değerleme gününde satılması halinde emsaline nazaran haiz olacağı değerdir.

Emsallere uygunluk ilkesi: İlişkili kişilerle yapılan mal veya hizmet alım ya da satımında uygulanan fiyat veya bedelin, aralarında böyle bir ilişkinin bulunmaması durumunda oluşacak fiyat veya bedele uygun olmasını ifade eder. Emsallere uygunluk ilkesi doğrultusunda tespit edilen fiyat veya bedellere ilişkin hesaplamalara ait kayıt, cetvel ve belgelerin ispat edici kâğıtlar olarak saklanması zorunludur.

Emtia: Ticari mal, eşya. Envanter Çıkarmak: Bilanço günündeki mevcutları, alacakları ve mevcutları saymak, ölçmek, tartmak ve değerlemek suretiyle kesin bir şekilde ve müfredatlı olarak tespit etmektir.

Envanter Defteri: İşe başlama tarihinde ve müteakiben her hesap döneminin sonunda çıkarılan envanterler ve bilançoların kaydedildiği, Vergi Usul Kanunu uyarınca tutulması zorunlu defterlerden biridir.

Esham: Hisse senetleri

Evsaf: Nitelik, sıfat, betimleyici özellikler.

 

F

Fahiş: Haddinden fazla olan, aşırı.

Fasid: Bozulma, geçersiz.

Fatura: Satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır.

Fevkalade Amortisman: Amortismana tabi olup; yangın, deprem, su basması gibi afetler neticesinde değerini tamamen veya kısmen kaybeden; yeni icatlar dolayısıyla teknik verim ve kıymetleri düşerek tamamen veya kısmen kullanılmaz bir hale gelen; cebri çalışmaya tabi tutuldukları için normalden fazla aşınma ve yıpranmaya maruz kalan; menkul ve gayrimenkullerle haklara, mükelleflerin müracaatları üzerine ve ilgili bakanlıkların mütalaası alınmak suretiyle, Maliye Bakanlığınca her işletme için işin mahiyetine göre ayrı ayrı belli edilen “Fevkalade ekonomik ve teknik amortisman nispetleri” uygulanır.

Fire: Üretim sürecinde kullanılan hammaddelerin toz ve ufak parçalar şeklinde veya buharlaşma yoluyla fiilen yok olması hali.

Fiyat endeksleri: Malların dönem içindeki veya belli bir zamandaki fiyatlarını 100 olarak alıp, bundan sonraki fiyatları buna oranlayarak diğer senelerdeki değerlerini bulmak yoluyla hesap edilir.

 

G

Gaybubet: Kaybolma, yokluk, göz önünde olmama.

Gayrimenkul: Taşınmaz.

Gayrimenkul sermaye iradı: Arazi, bina, maden suları, memba suları, madenler, taş ocakları gibi gayrimenkuller ile arama, işletme ve imtiyaz hakları ve ruhsatları, alameti farika, marka, ticaret unvanı, ses ve görüntü bantları, sanayi ve ticaret ve bilim alanlarında elde edilmiş bir tecrübeye ait bilgilerle gizli bir formül veya bir imalat usulü üzerindeki kullanma hakkı veya kullanma imtiyazı gibi mal ve hakların sahipleri, mutasarrıfları, zilyetleri, irtifak ve intifa hakkı sahipleri veya kiracıları tarafından kiraya verilmesinden elde edilen iratlar gayrimenkul sermaye iradıdır.

Gelir: Bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır.

Genel Tebliğ: Bakanlıklar tarafından çıkarılan kanunların uygulanmasının kolaylaştırmak üzere çıkarılan idari işlemledir. “Düzenleyici” veya “Açıklayıcı” nitelikte çıkarılabilir. Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe girer.

Gıyap: Hazır ve mevcut bulunmama, yokluk, arkasından.

Gider Pusulası: Vergiden muaf esnafa, yaptırılan işler veya onlardan satın alınan emtia için tanzim edilip, esnafa imza ettirilen belgedir. Gider pusulası vergiden muaf esnaf tarafından verilmiş fatura hükmündedir.

 

H

Haiz: Birşeyi elinde bulundurma, maliki olmak

Halel: Bozma, eksilme.

Harcırah: Ödenmesi gereken yol masrafı, gündelik, aile masrafı ve yer değiştirme masrafından birini, birkaçını veya tamamı.

Harç: Devlet veya yetkili kıldığı organları tarafından sunulan bir hizmetin karşılığında, bu hizmetlerden yararlananlar tarafından ödenen paralardır.

Hasılat defteri: Yabancı nakliyat kurumları veya bunları Türkiye’de temsil eden şube veya acentaların tutmak zorunda olduğu defterdir. Bu deftere Türkiye’de elde ettikleri hasılatı tarih sırasıyla ve müfredatlı olarak kaydetme zorunlulukları vardır. Bu madde gereğince hasılat defteri tutan yabancı nakliyat kurumları bu işleri için ayrıca muhasebe defteri tutmaya zorunlu değillerdir.

Hatalı tebliğler: Tebliğ olunan vesikalar, esasa müessir olmayan şekil hatalarından dolayı hukuki kıymetlerini kaybetmezler; yalnız vergi ihbarı ile ilgili vesikalarda mükellefin adının, verginin nevi veya miktarının, vergi mahkemesinde dava açma süresinin hiç yazılmamış olması veyahut bu vesikaların görevli bir makam tarafından tanzim edilmemiş bulunması vesikayı hükümsüz kılar.

Havi: İçinde bulunduran, kapsayan.

Hesap dönemi: Hesap dönemi normal olarak takvim yılıdır, takvim yılı dönemi faaliyet ve muamelelerinin mahiyetine uygun bulunmayanlar için, bunların müracaatı üzerine Maliye Bakanlığı 12’şer aylık özel hesap dönemleri belli edebilir. Defterler hesap dönemi itibariyle tutulur. Kayıtlar her hesap dönemi sonunda kapatılır ve ertesi dönem başında yeniden açılır.

Hibe: Bağış.

Hibe: Bağışlamak, karşılıksız vermek.

Hilaf: Ters, karşıt, aykırı.

Hitam: Sonuncu, nihai olan.

Hizmet: Hizmet, teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemlerdir. Bu işlemler; bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek gibi, şekillerde gerçekleşebilir.

Huzur Hakkı: Aksine esas mukavelede hüküm olmadığı takdirde idare meclisi azalarına her toplantı günü için verilen ücret.

Huzur hakkı: Kenar başlığı “Huzur Hakkı” olan TK m. 333 uyarınca, “Aksine esas mukavelede hüküm olmadığı takdirde, idare meclisi azalarına her toplantı günü için bir ücret verilir. Ücret miktarı esas mukavelede tayin edilmemişse umumi heyetçe tayin olunur.” Bu hak yönetim kurulu üyelerine, ortaklığın karlılığı ya da performanslarından bağımsız, sadece toplantıya katılmaları nedeniyle ödenen bir ücrettir.

Hülasa: Özet, öz, sadeleştirilmiş şekli.

Hüsniyet: İyi niyet, dürüstlük.

 

I

Iskat: Düşürme, silme, hükümsüz kılma.

Ittıla: Bilgi edinme, duyma, öğrenme.

 

İ

İaşe: Beslemek, bakmak, geçimini sağlamak.

İbate: Barındırmak.

İbraz: Senet hamilinin senedi, muhatap ya da borçluya gösterme yoluyla ödenmesini istemesine denir.

İcar: Kiralamak.

İcmal: Özet, kısaltma anlamlarına gelen icmal, günlük işlemlerin türlerine göre ve toplu olarak gösterimi için hazırlanan cetvellerdir.

İdarenin yardımı: Bilumum mülkiye amirleri, emniyet amir ve memurları, belediye başkanları, köy muhtarları ve kamu müesseseleri vergi kanunlarının uygulanmasında uygulama ile ilgili memurlara ve komisyonlara ellerindeki bütün imkânlarla kolaylık göstermeye ve yardımda bulunmaya mecburdurlar.

İfa: Borç ilişkisinin konusu olan edimin borçlu tarafından alacaklıya karşı yerine getirilmesidir.

İflas: Tükenmek. Borçlarını ödeyemeyecek duruma düşmek. Sermayesini batırmak.

İfraz: Bütünü bölme, parçalara ayırma.

İfşa: Açığa çıkarma, yayma.

İhbar: Bildirme, bildirim, haber verme.

İhdas: Ortaya çıkarma, meydana getirme.

İhlal: Yasa ve düzene uymama.

İhmal: Gereken ilgiyi göstermeme, önem vermeme.

İhtiyat: Gereğinden fazla olup saklanan şey, yedek.

İkmal: Tamamlama, sonlandırma.

İkrazat: Borç verilen para.

İktibas: Alıntı, esinlenme.

İktifa: Yetinme, yeterli bulma.

İktisap: Edinmek, kazanmak.

İktiza: Gerekli olmak, işe yaramak.

İlga: Yürürlükten kaldırmak, hükümsüz kılmak.

İlliyet: İlgi, sebep, bağlantı.

İltibas: Birbirine çok benzeyen iki şeyin karışması, andırışma.

İnfisah: Hükümsüz bırakmak, feshetme, ayrılma.

İnikat: Toplanma, birleşim; kararlaştırma.

İntifa hakkı: Kişisel irtifak (dayanma) haklarından sayılan intifa hakkı, sahibine konusu üzerinde tam yararlanma hakkı verir. Bu hak, taşınır ve taşınmaz mal olabilir, bir mamelek veya herhangi bir hak olabilir (MK mad. 794).

İrat: Gelir

İrat: Getiri, kazanç, edinim.

İrtifak hakkı: Taşınmaz lehine irtifak hakkı, bir taşınmaz üzerinde diğer bir taşınmaz lehine konulmuş bir yük olup, yüklü taşınmazın malikini mülkiyet hakkının sağladığı bazı yetkileri kullanmaktan kaçınmaya veya yararlanan taşınmaz malikinin yüklü taşınmazı belirli şekilde kullanmasına katlanmaya mecbur kılar. (Yeni MK mad.779)

İrtikâp: Rüşvet almak, kişinin hakkı olmayanı hile ile alması.

İsnat: Dayanmak, dayandırmak, yükletilmek, ilişkilendirmek.

İstihdam: Bir hizmette kullanmak, hizmete almak.

İstihkak: Kazanılan şey. Hak edilen. Hakkını almak.

İstihkak: Hak ediş, kazanılan şey.

İstihlak: Tüketmek, boşa harcamak, bitirmek.

İstihsal: Üretim, elde etme.

İstikraz: Borç almak.

İstilzam: Gerektirmek, lazım gelmek.

İstimlak: Kamulaştırmak, kamu kurumunun bir mala bedelini ödemek suretiyle zorla el koymasıdır.

İstinaf: Kelime olarak söz başlangıcı, yeniden başlamak anlamlarına gelen istinaf, “istinaf mahkemeleri” olarak dava mahkemelerinin verdiği hükümlerin bozulmasını istemek üzere bir üst mahkemeye gönderilmesidir.

İstisna: Vergiye tabi olması gereken bir vergi konusunun vergiden hariç tutulması, vergilendirilmemesidir.

İş Ortaklıkları: Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinde sayılan kurumların kendi aralarında veya şahıs ortaklıkları ya da gerçek kişilerle, belli bir işin birlikte yapılmasını ortaklaşa yüklenmek ve kazancını paylaşmak amacıyla kurdukları ortaklıklardan bu şekilde mükellefiyet tesis edilmesini talep edenler iş ortaklıklarıdır.

İştira: Senet kırdırma yani senedin vadesinden önce banka tarafından satın alınması işlemidir.

İvaz: Bedel, karşılık.

İvazsız: Ödünsüz, karşılıksız

 

K

Kâin: Bulunan, olan.

Kanun Hükmünde Kararname: Çıkarılan bir yetki kanunu ile Bakanlar Kurulu’na kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verilebilir. Bu kanun ile çıkarılacak kararnamenin amacı, kapsamı ve ilkeleri ile bu yetkinin kullanım süresi açıkça belirtilir. Resmi Gazete de yayımlanarak, yayımlandığı gün ya da belirlenen tarihte yürürlüğe girer.

Karine: Tersi ispat edilene kadar geçerli sayılan hukuk kuralı.

Karine: Delil, belirti, ipucu, tersi ispat edilene kadar geçerli sayılan hukuk kuralı.

Karz: Hukuk dilimizde; ödünç verenin, bir miktar para veya misli eşyanın mülkiyetini ödünç alana geçirme ve ödünç alanın da söz konusu miktarı geri verme borcu altına girdikleri sözleşmedir (BK mad. 306).

Kayyum: Kanuni mümessilliğin başlıca çeşitlerinden olan kayyım, kanunda yazılı hallerde ilgililerin müracaatı üzerine sulh mahkemesince tayin edilen kimseye verilen addır.

Kebir: Büyük

Kıdem: Önce ve eskilik. Başkasından daha önce olmak. Zamanca daha önceki durumda olmak.

Kıst: Kısım. Pay. Taksit

Kıymet: Değer, paha, bedel

Konkordato: Mali durumu kötüleşen borçlunun borçlarını ödeme şartları hakkında alacaklılarının çoğunluğu ile yaptığı ve diğer alacaklıları da bağlayan anlaşmadır.

Konsinyasyon: Başkasına ait malları emaneten bulundurup onların nam ve hesabına satan müesseselerin yaptıkları işlemlere denir.

Konşimento: Taşıma senedi olarak da adlandırılan konşimento, üzerinde yükleyici ve alıcı bilgilerinin bulunduğu, yükün nakliyeci tarafından teslim alındığını gösteren belgedir.

Kusur: Noksanlık, eksiklik, ihmalkârlık, tedbirsizlik.

 

L

Lafz: Söz, sözle.

 

M

Mahcuz: Mahkemece rehin altına alınmış, haczedilen şey.

Mahdut: Çevrilmiş, sınırlandırılmış.

Mahsup: Hesap edilmiş, hesaba dahil edilmiş, bir miktarın hesaptan düşülmesi.

Maktu vergi: Kesin olarak değeri biçilmiş, herkesten eşit olarak alınan vergi.

Maktu vergi: Herkesten belli bir tarifeye göre eşit olarak alınan sabit miktarlı vergilere verilen isimdir.

Malik: Eşyanın sahibi olan, elinde bulunduran.

Mamelek: Malvarlığı, kişinin sahip olduğu para ile ölçülebilen mal, hak ve borçlarının tümüdür.

Mektum: Gizli tutulan, saklanmış.

Menkul: Taşınabilir nitelikteki ekonomik kıymetler.

Meskûn: İçinde insan oturan yer.

Mezkur: Adı geçen, bahsedilen, zikredilen.

Muaccel borç: Alacaklı tarafından vadeye bağlanmamış, herhangi bir zamanda ödenmesi talep edilen borç.

Muafiyet: Bazı vergilerden bazı kimselerin istisna edilme, sorumlu olmama durumudur.

Muavin defter: Yardımcı defter olarak da bilinen, esas defterlere yapılan kayıtların ayrıntılarını içeren tamamlayıcı nitelikteki defterlerdir.

Muayyen: Tayin edilmiş olan, belirli.

Muğlak: Belirsiz olan, anlaşılması zor olan.

Muhabere: Haberleşme, yazışma.

Muharrik: Kışkırtıcı, harekete getiren.

Muhtasar: Kısaltılmış, özet.

Mukavemet: Direnme, karşı koyma.

Mukayyet: Kayıtlı, kayıt altına alınmış, yazılı, bağlı, bağlanmış.

Mukayyet değer: Mukayyet değer, bir iktisadi kıymetin muhasebe kayıtlarında gösterilen hesap değeridir (VUK m. 265).

Mukim: İkamet eden.

Mukteza: Kanun gereği yazılan yazı, lazım gelmiş, ihtiyaca göre istenmiş görüş.

Munzam: Ek, ilave, katma.

Murahhas: Yetkili üye, bir görev ile görevlendirilen kimse.

Murakıp: Denetçi, hesap işlerini denetlemek için görevlendirilen kimseler, kontrolör anlamlarına gelip anonim şirketlerde beşten fazla olmamak üzere bir veya daha çok murakıp bulunur. Birden çok olan murakıplar bir heyet teşkil ederler. (TK m. 347)

Muvakkat: Geçici.

Muvazaa: Sözleşme taraflarının gerçek maksatlarını gizleyerek gerçekte rızaları olmayan bir durumu üçüncü şahıslara karşı mevcut imiş gibi göstermek için yaptıkları sözleşmedir.

Mücbir: Zorlayıcı.

Mücbir Sebepler: Vergi ödevlerinin herhangi birinin gerçekleştirilmesine engel olan kişinin iradesi dışındaki hallerdir.

Müflis: İflas halinde bulunan, sermayesini kaybetmiş.

Mükellef: Adına vergi borcu doğan, gerçek veya tüzel kişilere verilen addır.

Mükellef: Yükümlü, bir şeyi ödemeye mecbur olan.

Müktesep: Edinilmiş, kazanılmış.

Mülga: Yürürlükten kaldırılmış.

Münferit: Yalnız, tek başına.

Münferit Beyanname: Dar mükellefiyete tabi olanların yıllık beyanname ile bildirmeye mecbur olmadıkları kazanç ve iratlardan, vergisi tevkif suretiyle alınmamış olanların bildirilmesine mahsus beyannamedir.

Münhasır: Kişiye özel olan, belli sınırlar içinde bulunan.

Müsadere: Zorla alım, yasak bir şeyin kanuna uygun olarak zaptı.

Müseccel: Tescil edilmiş, kayıtlı, sicile, deftere geçirilmiş.

Müstahsil: Ürün yetiştiren kimse.

Müstahzar: Hazırlanmış, hazır.

Müstesna: İstisna edilen, özel işleme tabi tutulan, benzerlerinden baskın.

Müştemilat: Eklenti, tamamlayıcı kısım.

Müteaddit: Çoğalan, birçok.

Müteallik: İlgisi olan, ait, dair, bağlı.

Müteferri: Ayrılan, dağılan.

Müteferrik: Ayrılmış, çeşitli, dağılmış.

Mütemmim: Bütünleyen, tamamlayan.

Mütenasip: Uygun olan, benzer.

Mütenazır: Karşılıklı, karşılık gelen, simetrik.

Müteselsilen: Birbirine bağlı olan, zincirlenme giden.

Mütevelli: Vakfın işlerini idare etmek üzere tayin olunan kişi.

 

N

Narh: Mal ve hizmet fiyatlarının resmi makamlarca tespit edilmesidir.

Nema: Faiz, artış, çoğalma.

Nüsha: Aynı hüküm ve kuvveti haiz olmak üzere birden fazla düzenlenmiş ve taraf/taraflarca ayrıca imzalanmış olan kâğıtların her biri nüshadır.

 

Ö

Örtülü Sermaye: Kurumların aralarında vasıtalı, vasıtasız bir şirket münasebeti veya devamlı ve sıkı bir iktisadi münasebet bulunan gerçek ve tüzel kişilere yaptıkları borçlanmalar, teşebbüste devamlı olarak kullanılır ve bu borçlanma ile kurumun dönem başı öz sermayesi arasındaki nispet, emsali kurumlarınkine nazaran bariz bir fazlalık gösterirse bu borçlanmalar örtülü sermaye sayılır.

Özel Beyanname: Dar mükellefiyete tabi olan yabancı kurumların vergiye tabi kazancının Gelir Vergisi Kanunu’nda yazılı diğer kazanç ve iratlardan (telif, imtiyaz, ihtira, işletme, ticaret unvanı, marka ve benzeri gayri maddi hakların satışı, devir ve temliki karşılığında alınan bedeller hariç) ibaret bulunması halinde, yabancı kurum veya Türkiye’de adına hareket eden kimseler tarafından bu kazançların elde edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde verilmesi gereken beyannamedir.

Özelge: Mukteza.

 

P

Peştamallık: Ticari işletmenin devri halinde, işletmenin bulunduğu yerin önemine, sahip olduğu müşteri kitlesine karşılık bilanço değerinin artması nedeniyle devredene ödenen bedeldir.

Provizyon: Bir çekin para olarak karşılığı.

 

R

Rayiç: Borsada hisse ve malın satış değeri, geçerli olduğu kıymet demektir.

Rayiç Bedel: Bir iktisadi kıymetin değerleme günündeki normal alım satım değeridir.

Re’sen: Kendiliğinden, kimseye danışmadan.

Re’sen Vergi Tarhı: Vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunmasıdır.

Resim: Belirli bir işin veya hizmetin yapılması konusunda, Devletin veya yetkili organlarının verdiği izin karşılığında ödenen paralardır.

Risturn: Risturn, sağlanan finansal avantaj anlamında olup, Kurumlar Vergisinde geçen anlamıyla tüketim kooperatiflerinde üyelere dağıtılan kar anlamındadır.

Rücu hakkı: Bir kimsenin yaptığı bir ödemeyi bu ödemeden yararlanan diğer bir kimseden isteme hakkıdır. Bu hakka geri dönme/cayma hakkı da denilmektedir.

Rüçhan hakkı: Bir alacağın diğerlerinden önce tahsil edilmesini öngören üstünlük hakkıdır.

S

Salahiyet: Bir konuda kişinin söz sahibi olması, yetki, ehliyet.

Sarih: Belirgin, net görülen.

Sehven: Yanlışlıkla.

Serbest Meslek: Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlardır.

Serbest Meslek Faaliyeti: Sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.

Sermaye Şirketi: Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulmuş olan anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler ile benzeri nitelikteki yabancı kurumlardır.

Sirküler: Vergi durumları ve vergi uygulaması bakımından açık olmayan ve tereddüt edilen konular hakkında aynı durumda olan tüm mükellef ve vergi sorumluları için uygulamaya yön vermek ve açıklık getirmek üzere Gelir İdaresi Başkanlığınca yayımlanan görüştür.

Suret: Aslında bulunan ibarelerin aynısını taşıyan, fakat aslında bulunan imzaları taşımayıp aslına uygun olduğuna ilişkin onaylayanın imzasını veya kaşesini ihtiva eden kâğıtlardır. Taraf/taraflarca düzenlenerek imzalanmış, diğer bir ifadeyle hukuken tekemmül etmiş bir kâğıdın usulüne uygun olarak çıkarılmış, ancak taraflarınca ayrıca imzalanmamış örnekleri surettir.

Sükna hakkı: Oturma hakkı, bir binadan veya onun bir bölümünden konut olarak yararlanma yetkisi verir. Oturma hakkı başkasına devredilemez, mirasçılara geçemez (Medeni Kanun(MK) madde 823).

Şamil: Kapsamına alan, dahil eden.

Şerh: Açıklama yapmak, açık bir şekilde anlatmak.

Şifahen: Sözlü olarak, lafla.

Şümul: Dahil etmek, kapsamak.

Şüpheli Alacak: Ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla; dava veya icra safhasında bulunan alacaklar ile yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklardır.

 

T

Taalluk: İlgili olma, bağlı bulunma.

Tahakkuk: Ödemenin kesinleşmesi anlamına gelen tahakkuk, tarh ve tebliğ edilen bir vergi borcunun ödenmesi gereken aşamaya gelmesi olarak tanımlanabilir (Vergi Usul Kanunu (VUK) madde 22).

Tahdit: Sınırlama, çevreleme.

Tahkik: Bir şeyin doğruluğunu araştırma, inceleme.

Tahkim: Hakemlik, güçlendirmek, sağlamlaştırmak.

Tahmil: Bir kimse üzerine bir işi yükleme.

Tahrifat: Bir şeyin aslını bozma, değiştirme.

Tahrir: Yazmak, kayıt altına almak.

Tahsil: Verginin tahsili, verginin kanuna uygun surette ödenmesidir (VUK madde 23).

Tahsil Zaman aşımı: Kamu alacağı, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zaman aşımına uğrar.

Taksir: Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanunî tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir (TCK madde 22).

Tam Mükellef Kurum: Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinde sayılı kurumlardan (sermaye şirketleri, kooperatifler gibi) kanuni veya iş merkezi Türkiye’de bulunan kurumlardır. Gerek Türkiye içinde gerekse Türkiye dışında elde ettikleri kazançların tamamı üzerinden vergilendirilirler.

Tamah: Sahip olduğundan fazlasını istemek, elindekiyle yetinmemek.

Tarh: Vergi alacağının kanunlarında gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak bu alacağı miktar itibariyle tespit eden idari muameledir (VUK madde 20).

Tasfiye: Kelime anlamı olarak temizleme, temizlenme demek olan tasfiye bir ticari kuruluşun iflas etmesi üzerine mal veya paralarının alacaklılara payları nispetinde dağıtılması işlemidir.

Tashih: Bir şeyi olduğundan daha iyi hale getirmek için düzenlemek, düzeltmek.

Tasnif: Sınıflandırmak, kategorize etmek.

Tavassut: Bir şeyin olmasına vasıta olma, araya girme.

Teamül: Süregelen, yapılagelen işler, işlemler.

Teati: Değiş tokuş, karşılıklı alıp verme.

Tebellüğ: Tasdik edip alma.

Teberru: Bağış, hibe.

Tecil: Alacağın vadeye bağlanması veya borcun ertelenmesi anlamına gelmektedir.

Tediye: Ödeme.

Tedvir: Yönetme, çekip çevirme.

Tehir: Ertelemek, geciktirmek.

Tekabül: Karşılık gelmek, bir şeyin karşılığı olmak.

Tekalif: Teklifler, yükümlülükler.

Tekemmül: Tamamlanmak.

Tekzip: Bir şeyin doğru olmadığını söylemek, inkar etmek.

Temlik: Temlik kelime anlamı olarak kişiye mülk edindirmedir. Alacağın temliki ise bir kişinin sahip olduğu alacak hakkını başka bir kimseye devretmesidir.

Tenzilat: Mal alım satımında mal bedelinden yapılan indirime verilen addır.

Tereke: Miras bırakanın ölümü neticesinde mirasçılarına geçen malvarlığı, yani hak ve borçlarıdır. Bu sözcüğü karşılamak üzere günlük dilde “miras” kelimesi de kullanılmaktadır.

Terekküp: Meydana gelme, birleşme.

Terettüp: Gerekme, lazım olma.

Terkin: Silme, sona erdirme.

Teselsül: Zincirleme olarak, art arda gelme.

Teşmil: Kapsamına alma, genişletme, yayma.

Tevdiat: Emanet etme, güvenli bir yere teslim etme.

Tevkifat: Devletin vergi alacağını güvence altına alması amacıyla getirilen gelir vergisi ve kurumlar vergisi ile ilgili bir vergi toplama yoludur. Bu vergilerin mükelleflerine ödemede bulunan kişi ve kuruluşlar, yaptıkları ödemenin bir kısmını karşı tarafın vergisi olarak keserler ve bunun vergi dairesine ödenmesinden sorumlu tutulurlar.

Tevsik: Belgeye dayandırma.

Tevsik: Belgeye dayandırmak, yazılı hale getirmek.

Ticari Kazanç: Her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlardır.

Tüzük: Bakanlar Kurulu tarafından kanunların uygulanmasını göstermek ya da emrettiği işleri belirtmek üzere çıkarılır. Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe girer.

 

U

Uhde: Kişinin üzerine aldığı, yapmayı taahhüt ettiği iş.

Usulsüzlük: Vergi kanunlarının şekle ve usule müteallik hükümlerine riayet edilmemesidir.

 

Ü

Ücret: İşverene tabi ve belirli bir iş yerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

 

V

Vade: Ödeme süresinin son günü

Varaka: Evrak, kağıt.

Vasi: Sulh mahkemesi tarafından velayet altında bulunmayan küçüğe veya vesayet altındaki kişiye tayin edilen kanuni temsilciye verilen addır.

Vedia: Bir kimseye saklanmak üzere teslim edilen mal.

Veraset: Miras, vasiyet ve miras mukavelesi gibi ölüme bağlı tasarruflardır.

Vergi: Kamu giderlerini karşılamak üzere, devletin, vergileme yetkisine dayanarak ve tek taraflı olarak, kişilerin gelir ve servetlerinden, cebren aldığı ekonomik değerdir.

Vergi Alacaklısı: Vergi koyma, yani vergilendirme yetkisine sahip kamu kuruluşları, vergi alacaklısıdır.

Vergi Borçlusu: Verginin ödenmesi bakımından alacaklı vergi idaresine karşı muhatap olan kişidir.

Vergi Değeri: Bina ve arazinin Emlak Vergisi Kanunu’na göre tespit edilen değeridir.

Vergi Hatası: Vergiyle ilgili hesaplarda yapılan hatalar (hesap hataları) ve vergilendirmede yapılan hatalar (vergilendirme hataları) yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınmasıdır. Vergi hatalarının düzeltilmesine ilgili vergi dairesi müdürü karar verir.

Vergi Mahremiyeti: Vergi Usul Kanunu’nda belirtilen kişilerin görevleri dolayısıyla, mükellefler ve mükelleflerle ilişkili kişiler hakkında öğrendikleri sırları veya gizli kalması lazım gelen diğer hususları ifşa edememeleri, ve kendilerinin veya üçüncü şahısların çıkarları için kullanamamaları durumudur. Bu yasak, yetkili kişiler görevlerinden ayrılsalar dahi devam eder.

Vergi Sorumlusu: Vergi kanunlarına göre mükellef olmamakla birlikte, verginin, alacaklı vergi dairesine ödenmesinden sorumlu olan kişidir.

Vergi Ziyaı: Mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesidir.

Verginin İdarece Tarhı: Mükelleflerin verginin tarhı için vergi kanunlarında belirtilen zamanlarda müracaat etmemeleri veya kendilerine getirilen mecburiyetleri yerine getirmemeleri sebebiyle zamanında tarh edilemeyen verginin kanunen belli matrahlar üzerinden idarece tarh edilmesidir. Verginin Konusu Verginin üzerine konulduğu ve doğrudan ya da dolaylı olarak kaynağını oluşturan iktisadi unsurlardır.

Verginin Yasallığı İlkesi: Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler ancak kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.

Vuku: Bir olayın oluş şekli.

Vuzuh: Açıklık, netlik.

 

Y

Yekûn: Toplam, sonuç.

Yevmiye: Günlük, hareketlerin günü gününe kaydedildiği defter.

Yevmiye Defteri: Kayda geçirilmesi gereken işlemlerin tarih sırasıyla ve madde halinde tertipli olarak yazıldığı defterdir. Vergi Usul Kanunu uyarınca tutulması zorunlu defterlerden biridir.

Yönetmelik: Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak ve bunlara aykırı olmamak üzere çıkardıkları düzenleyici idari işlemlerdir. Hangi yönetmeliklerin Resmi Gazete de yayımlanacağı kanunla belirlenir.

 

Z

Zaman aşımı Bakınız: Tarh zaman aşımı, Tahsil zaman aşımı

Zayi: Boşa giden, kaybolan.

Zayiat: Kayıp, zarar.

Zımnen: Dolaylı olarak.

Zilliyet: Bir malı elinde bulundurma hali.

Zilyet: Bir şey üzerinde fiili hakimiyeti bulunan kimse onun zilyedidir (MK 973).

Zirai Faaliyet: Arazide, deniz, göl ve nehirlerde, ekim, dikim, bakım, üretme, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veyahut doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle nebat, orman, hayvan, balık ve bunların mahsullerinin istihsali, avlanması, avcıları ve yetiştiricileri tarafından muhafazası, taşınması, satılması veya bu mahsullerden sair bir şekilde faydalanılmasıdır.

Zirai Kazanç: Zirai faaliyetten doğan kazançtır.

Ziyaı: Kayıp, yitik, zarar gören.


BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

Vergi ile ilgili tüm bilgileri, platformumuzda bulabilirsiniz.